HOCA CAMİDE

KONFERANS


Haber Kategorisi : Köşe Yazıları
Yayınlanma Tarihi : 09 Kasım 2022 14:17
Okunma Sayısı : 708
Haberin Yazarı : Yönetici
Haberin Kaynağı : Şakir ALBAYRAK

KONFERANS


Balıkesir’e akraba ziyareti çerçevesinde Altı Eylül

belediyesince düzenlenene Kitap fuarına da katıldım.

Devamında bazı ilçelerde de fuar vardı ama katılmadım.

Mezunu olduğum Necati Eğitim Fakültesi’nde sayın dekanın

tensipleriyle bir konferans gerçekleştirdim.

Doğrusu, konferans, spontane geliştiği için kendime

itimadımdan huzura ilgili metni hazırlamadan çıkıverdim.

İrticalen konuştum. Konuşmamı özetle metne dönüştürerek

kayıtlarda olmasını istediğimden klavyenin başına geçiverdim.

Konuşmamı iki bölümde sundum:

1 – Meslekî hatıralarım

A- “Hoca camide” espirisi

B- Not ortalaması yükseltilmesi

C- “Türk çocuğu, ecdadını tanıdıkça daha büyük işler

yapmak için kendinde kuvvet bulacaktı. M.K. Atatürk

2- Merak edilen “Bilim Önderleri “ kitabımın muhtevasından

tanıtım mahiyetinde hikâyecikler sundum.

A – Sibernetik

B-Mikrop

C – Röntgen ışını

1 – Meslekî hatıralarım


A-“Hoca camide” esprisi

“Hayat Bilgisi” adlı bir dizinin yayınlandığı günlerdi.

Derslerimde, sık sık Konuşmak izni istemek için “Hocam!”

diyen öğrencinin sesini duyanlar, koro halinde “Hoca camide

“diyorlardı. Bu hal sıkça tekrarlandığından sağlıklı ders işleme

imkânsızlaşıyordu. Bunu durdurmaya karar verdim. Verdim

ama nasıl olacaktı?

Derslerime sözlüksüz gelmek önemli bir kusur sayıldığından

herkes sözlükle gelirdi. Bunun çaresi sözlüktü.

“Hoca Camide ”nin son tekerrüründen sonra” Bir dakika

çocuklar!” deyip dikkati çektikten sonra” Herkes sözlük

çıkarsın” talimatı verdim. Sözlükler masa üstünde hazır. Sıra

sıra gözüküyor.

Bilindiği üzere derslikler, Pencere kenarı, Duvar kenarı ve orta

grup olmak üzere üç gruptan oluşurdu. Öğretmen, hoca,

muallim kelimelerini gruplara paylaştırdım. Pencere kenarı!

Siz “öğretmen. “ kelimesinin anlamını bulun. Orta tarafa, siz

Hoca’nın anlamını bulun. Duvar kenarı, siz de “muallim

kelimesinin anlamını bulun, hep beraber karşılaştıralım.

Sözlükler açıldı, kelimeler bulundu. Grup sözcüleri açılamalar

yaptılar. Üç kelimenin anlamdaş olduklarını anladılar. Birisi

madem hoca, öğretmen demekmiş de niçin “Hoca camide”

lafı dizilere geçmiş diye sorunca karınca kararınca açıkladım:

Medresede, müderrisler, ders esnasında, ezan okununca

dersin sonunda öğrencileriyle camiye gidip müderrisin

imamlığında cemaatle namaz kılarlarmış. Toplum, buna alıştığı

için hocanın namaz kıldırması kanıksandığından namaz

kıldırana “imam “ yerine “hoca” kelimesi kullanılmaya


başlamış. İmam, hoca olamaz belki ama hoca imam olabilir

diye açıkladım.

Aslında, “Hoca” kelimesi tahfifen ve takbihen kullanılarak

İslâm ile bütünleşmiş olan “hoca” kelimesi üzerinden

yürünerek İslam’la alay edildiğini biliyordum ama şuncacıklara

bunu söylemek neye yarardı.

B- Not ortalaması meselesi.

Bir gün ders bitiminde teneffüs esnasında, iki meslektaşım

yanıma gelerek Lise son sınıfta okuyan x öğrencinin Türk Dili

ve Edebiyatı dersinin ortalamasının bir puan yükseltilmesi

sonucu okul birincisi olacağını söylediler ve yükseltmemi

istediler. Bunun sebebi, o yıl, Üniversitelerin istenilen

fakültesine 1.lik kazanan öğrencilerin sınavsız kayıt imkânı

vardı. Maksat x öğrencinin b irinci olmasını sağlayıp istediği

fakülteye girmesine sebep olmaktı.

Tabiatıyla sordum: İkinciliğe çekeceğimiz öğrenci kim? O da y

isimli öğrenci dediler. Onlara, “X ’in memur çocuğu, Y’nin

köylü çocuğu olması mı bu isteğin sebebi?” sorusunu sordum,

makul bir cevap alamadım. “Kararım kesindir.” Bu

uygulamaya katılmayacağım.” dedim ve katılmadım.

Sonuç: Hakkına tecavüz edilmek istenen “y” halen bir

üniversitede, Çağdaş Türk Lehçeleri Profesörlüğü yapıyor. X

de devlet memurluğu yapıyordu. Muhtemelen emeklidir.

C-“Türk çocuğu, ecdadını tanıdıkça daha büyük işler yapmak

için kendinde kuvvet bulacaktır. M.K. Atatürk

Öğrenci ödevlerinin konusu ve yaralanacakları kaynakların

adiyle sayfa numarası bile kendilerine verildiğinden ödevleri


okumadan temizlik ve düzenine not verirdim. Nasıl olsa

sayfaya bakıp aynısını yazacaklar derdim. Bir öğrencim,

“Atatürk’ün Eğitim Anlayışı” konulu bir ödevi hazırlamış,

üstelik bilgisayar çıktısı. Bilgisayarın ne işe yaradığını

yetişkinlerin dahi anlamadığı bir zaman. Bu çıktı, dikkatimi

çekti. Ödevi okumama sebep oldu. -“Türk çocuğu, ecdadını

tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet

bulacaktır. M.K. Atatürk

Bu ödevde, aklımda kalan bir vecize daha vardı. “Maarifin

vazifesi, hükümete memur yetiştirmek değildir.” Bu ta o

zaman, apaçık bilinip kabullenilmesine rağmen hâlâ “Okusun

da devlette bir işe girsin.” hükmü geçerliliğini sürdürmektedir.

Çocuk, okusun da adam olsun. Adam olduğuna göre elbet bir

iş bulup çalışır anlayışına hâlen ulaşabilmiş değiliz.

2- “Bilim Önderleri “ kitabımın tanıtımına dair

A – Sibernetik

B-Mikrop

C – Röntgen ışını

A-Sibernetik.

Sibernetik, çağımızın vazgeçilmezi. Bu çağa sibernetik çağı

dense yeridir. Sibernetik (0) sıfır kavramına bağımlı ir konu.

öyleyse bu mesele Harezmî(780-850) ile başlatılmalıdır zira

sıfır kavramını hesap işlemlerine dahil eden Harezmî’dir.

Sonrasında Ahmet Bin Musa’nın da katkısıyla Cezerî (1136-

1206) sibernetik (bilgisayar) in icadına sebep ilk formülü

keşfetti. Avrupalılar, buna itibar etmemekte direndiler ve

İngilizler, Roger Bacon’ı(1214-1292) bu konunun kâşifi ilan


ettiler, Fransızlar, Descartes (1596-1650)ve Pascal’ı(1623-

1662) kâşif ilan ettiler. Almanlar da hepsini bir kenara itip

Leibniz’i(1640-1716) öne sürdüler.

Peki, Türk gazeteci yazarlar, ne yaptılar? Cezerî’nin yolunu

takip ettiği bilindiği halde, Cezerî’yi şu şekilde Leonardo da

Vinci’ye (15 Nisan 1452 - 2 Mayıs 1519) benzetme garabetini

gösterdiler. Cezerî’den söz ettiklerinde “Türklerin Leonardo’su

“ dediler. Ne yaman bir çelişki. Türk çocuğunun bunları bilme

hakkı engellendi ne yazık ki?

B-Mikrop

Mikrop, İbn-i Sina( 980-1037) tarafından keşfedildiği halde

Louis Pasteur’ün (27 Aralık 1822, Dole, Fransa - 28 Eylül

1895)keşfettiği müfredatımıza bağlı kitaplarımızda apaçık

yazılıdrır. Bati âlemi, İbn-i Sina’nın “Tıb Kanunu” isimi kitabını

600 yıl okuttukları halde mikrobu keşfettiğini mi bilmiyorlardı,

yazık. Diğer taraftan İbn-i Sina, grek felsefesini batıya tanıtan

filozotu. Demek ki batılılar, İbn-i Sina’yı bizden daha iyi

tanıyorlar ama işlerine geldiği gibi davranıyorlar.

İşin başka yönleri de var elbet. İbn-i Hatib(1313-1374 isimli bir

hekim, mikrobu ve tesirlerini iyice tanımış ki sağlık tarihinde

ilk defa karantina uygulamasını başlatmış bir hekimdir.

İstanbul’un fethinin manevî Mimarı AK Semseddin(1389-

1459)Mikrop sahasında da âlim biriydi. Kanser tedavisi yaptığı

da bilinenler arasında.

Nedense biz, pastör’e ram edilmişiz. Ermenilerin iğvasıyla,

Fransızların ,”Kızıl Sultan” dediği sultan 2. Abdülhamid Han’ın

Pastör’e, laboratuvar çalışmalarını geliştirmesi için 800 akçe

bağışladığını da kimse bilmez. Buna da yazık, diyelim.


C – Röntgen ışını

1895’te Wilhelm Conrad Röntgen (1845-1923) tarafından x

ışınının kazara keşfedilmesinden hemen sonra tescili

gerçekleşir gerçekleşmez basında yayılmasının arkasından

Esat Feyzi (1874-1901)adlı bir askerî tıb talebesinin konuyu

etraflıca inlemesinin sonucu, Tıbbiye hocalarından izin almak

suretiyle laboratuvarlarda mevcut malzemeyi kullanarak

Röntgen cihazının ilkinin icadının gerçekleşmesi sağlanır. 1897

Türk –Yunan savaşının yaralı gazilerinin bedenlerine saplanmış

metal parçalarıyla kurşunların hâsıl olan kırık kemiklerin bu

cihazla tespit edilip tedavi edildiği biliniyor ama meşhur olan

paye sahibi Esat Feyzi değildir. Esat Feyzi’nin kabri Karaca

Ahmet mezarlığındadır.

Esat Feyzi’nin vefat yılında(1901) Wlhelm Conrad Röngen’e

Fizik dalında Nobel ödülü verilirken Esat Feyzi’yi anan bile

olmaz. Hâlbuki Esat Feyzi’nin çalışmaları, İlk çekim bu röntgen

görüntüleri, 1897’de Servet-i Fünun Dergisi’nde ve 1899’da

Nevsali Afiyet Dergisi’nde yayımlanır. Nevsali Afiyet’i bilmeyiz

ama Servet-i Fünun’u bilmeyen yoktur fakat bu mühim

haberler okullarda konu edilmedi.

Konferans tarihi: 27/10/2022

Şakir Albayrak, Çekmeköy, 06/11/2022,16.53


LinkedIn'de Paylaş
'de Paylaş
Telegram'da Paylaş
WhatsApp'da Paylaş